17 Ağustos

17 Ağustos 1999… 


Ağustos bizim için fındık ayı demek Trabzon demekti. Daha iki gün önce gitmiştik halbuki… 
Kabuslarla dolu, uykusuz gece sonunda sabah 7 haberlerinde aldık ilk deprem haberini…
“Gölcük, sakarya, Yalova yerle bir… haritadan silinmiş olabilir…”
Yeni yeni türemiş olan cep telefonlarında iletişim yok… haber almak yok.. rehberde olan sayılı insalarla iletişim sağlamak için telefonun çektiği yer aramak…
Babama, amcama, dayıma, halamlara, dedemlere ve bir çok insana ulaşamamak…
Haber alamamak…
Başka çare yok , hazırlanın gidiyoruz sesiyle gözyaşları telaşa döndü… Apar topar ne almak gerek bilmeden bir saat içinde arabadaydık. 
Yola çıkana kadar on kişi olan nüfusumuz 15e kadar çıktı..
Bir minibüs içinde 15 kişi… 15 bin kişilik gözyaşı!
Sakarya yakınlarında ‘yol kapalı, gölcük de yol çökmüş’ sesine nidalar haykırışlar karışıyor…
Bursa üzerinden dönüp dolaşıp geliyoruz Yalova’ya…
Ne umuyoruz, ne bulacağız belli değil…
Dedemin (annemin babası) ‘sizin ev sağlam değildi,yıkılmıştır’ mırıldanmaları, birileri ile iletişime gecişimiz ve binalarımızdan birinin yerle bir olduğnu söylemesi…. o gece gördüğüm kabuslarla dolu , felaket tellalı gibi rüyalarım… 
Ya ölüsünü ya dirisini göreceğiz…
18 Ağustos…
26 saatlik yolculuğun ardından Yalova’dayız… burası Yalova ise…
Önce evimize gidiyoruz… çok şükür… Rabbime hamd olsun ki kabuslarım gerçekleşmemiş…
Diğer binamız??? arkadaşlarım… kiracılar…dükkanlar…
Binalardan biri yıkıldıysa … o zaman…
Çiftlikköy…
Adım başı yıkık ev… 
Her yer enkaz…
Heryer kan kokusu…
İşte bizim bina…
Umutların canların yerle bir olduğu an…
Kaç eve kor düştü, kaç çocuk yetim kaldı, kaç ananın kucağı boş kaldı…

Sonrasını izleyen bilen yaşayan bilir…
Şşşş sessizlik, jeneratörü kapatın…nefesler tutulu…
” orda kimse var mı…. sesimi duyan var mı???”
Bir tıkırtı , bir umut… 

Bazıları sesimizi hiç duymadı…
Bazılarının sesini hiç duyamadık…


2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir