Şimdi iyi günlerin, sen bide büyüdüğünde gör!

Serzenişin kursakta bırakıldığı an: 

çıldırın eşiğindeyim. Evde çocuk altını değiş yedir temizliği yap, çocukla oyna, yemeği yap vs vs… 

bunalmış, bir ses arıyorum. 

Bulmuşum, birisini bulmuş ve başlamışım şöyle iyiydi böyle iyiydi ama artık bu bu bu huyu değişti. Ne güzeldi eskiden şimdi ise çok zor hep şunu bunu(artık o serzenişimin konusuna göre değişiyor) şöyle yapıyor diye anlatmaya başlıyorum. 
Hopppppallaaa! 

Karşımdakinde hıhııııı biliyorum ben o günleri edasında bi kafa sallama, yanağının kenarında hıııhhhh dert yandığın şeyde bu mu allaaseeennnn gülüşü(!), gözleri ise gözükmüyor; kirpikleri yukarı aşa o kadar hızlı kapanıp açılıyor ki ne ifade edicek anlamıyorum. 

Kafam dağılıyor o ara zaten, hızım kesiliyor. 

Kesilen hızım ile arkadaşın dudaklarından dökülecek teselliyi bekliyorum. Umudum o değil ama beni de anlamasını bekliyorum. 

Anlıyor da, yaşamış çünkü. 

Ve aralanıyor dudakları, sihirli cümleleri dökülüyor… 

“Oooo bugünler iyi günlerin, asıl sen bir de şimdi gör!” 

😦
Aklınca teselli ediyor. Moral veriyor. Çünkü bilmiyor ki ben zaten bugünlerime şükrediyorum, sadece küçük bir serzenişte bulunuyorum, iç döküyorum. 

İçimi döküyor, dert edindiğim şeylerle dert edinmişlil arıyorum. 

Bir anlayış…

Bir olsun düzelecek umudu… 
Peki sen ne yapıyorsun? 

Gelecek olan günlere dair umudumu yerle bir ediyorsun. Beni anlamıyorsun, yaşamış olmana rağmen anlamıyorsun. 

Tüm yorgun geçmiş günlerinin acısını benden çıkarıyorsun. 
Yo, yooo. Kırılmıyor şevkim. 

Ne olursa olsun o gelecek günlerin iyi olduğunu bana iyi geleceğini biliyorum. 

Herşeye rağmen, Sana bile… 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir